Bangkok'ta Retro'nun Gerçeğiyle Yüzleşmek
İlk kez Bangkok'tayım. Şehre adım atar atmaz tanıdık bir his kaplıyor içimi. Neon ışıklar, eski tabelalar, dar sokaklar. Bizdeki "retro" diye tanımladığımız şeyin gerçek hali gibi.
Yürümeye devam ediyorum. Eski bir televizyon çalışıyor, yanında sararmış posterler. Plastik sandalyeler, renkli ışıklar, çatlamış duvarlar. Hepsi doğal. Hiçbiri bir tarz yaratmak için yapılmamış.
Bizde bu görüntüler kafe dekoru. Buradaysa günlük hayat. Gerçek.
Başta gülümsüyorum. Kafamda hemen kıyas yapıyorum. "Biz de bunları özenle taklit ediyoruz," diyorum içimden.
Biraz yürüyünce fark ediyorum ki bu sokaklar sadece eski değil, canlı. Retro burada geçmişin estetik yorumu değil. Geçmişin hâlâ yaşadığı bir yer.
Ve ben sadece izliyorum. Kafamda fazla yorum yapmadan. Burası böyle. Gerçekliğin içindeki tarz zaten buradan doğmuş. Bizim 'retro'muz da belki bu gerçeğin uzak bir yankısı.
Ama Bangkok bunu hiç dert etmiyor. O sadece kendisi gibi. Ve ben, o sokakların içinde biraz kaybolarak, biraz düşünerek, bunu kabul ediyorum.