2025’in En İyi Backpacking Rotaları 🌍
Yine aynı şehirde, aynı kafede, aynı insanlarla mı takılıyorsun? İçinde garip bir huzursuzluk, bir “ben burada ne yapıyorum ya” hissi mi var? O zaman dostum, çantanı tozdan silkeleme vakti geldi. Bu sene dünya seni bekliyor — hem de ucuz, heyecan dolu ve biraz da deli dolu şekilde.
İçindekiler
Biliyorum, bazen ne tarafa gideceğini bile kestiremiyorsun. Ben de o noktaya defalarca geldim. Ama dünyada hâlâ keşfedilmeyi bekleyen öyle yerler var ki… Dağların gölgesinde çay içtiğin, denizin ortasında 1 dolara karnını doyurduğun, sırt çantanla kendine “iyi ki geldim” dediğin o yerleri konuşalım şimdi. Hazırsan başlıyoruz.
1. Gilgit Baltistan, Pakistan 🇵🇰
Günlük ortalama bütçe: 15–25 dolar (kamp yaparsan daha da ucuz)
Gitmek için en iyi dönem: Mayıs – Ekim
Beni tanıyanlar bilir, kolay kolay “büyülendim” demem ama Pakistan’ın kuzeyindeki Gilgit Baltistan bölgesi… başka bir dünya. Burası Pakistan değil de sanki ayrı bir evren gibi. Düşünsene: Karakoram Dağları’nın eteklerinde, 4000 metre yükseklikte bir vadide oturuyorsun, karşında dev gibi buzullar, elinde çay, etrafında insanlar “Brother, welcome to Pakistan! ” diye gülümsüyor. Ve bunu öylesine değil, içtenlikle söylüyorlar.
Türklere karşı inanılmaz bir sevgi var burada. “Turkey brother country” lafını o kadar sık duydum ki artık her biri ailemden gibiydi. Bir gün Hunza Vadisi’nde bir köylü beni evine davet etti. Akşam yemeğinde chapshuro (etli gözleme gibi düşün) ve dağdan gelen buz gibi su vardı. Yemekten sonra “bizim atalarımız Türk’tü” dedi. Gerçek mi bilinmez ama kalbim orada kaldı.
Gilgit Baltistan, Nepal gibi ama turist kalabalığı yok. K2 Base Camp yürüyüşü yapabilirsin, Patundas Trek’e çıkabilirsin ya da sadece Naltar Vadisi’nde yeşil ve mavi göllerin arasında yürüyebilirsin. İnternet bile fiber! Yani ister dijital göçebe ol, ister tamamen doğaya karış, burada ruhun yenileniyor.
Öne Çıkanlar:
- Hunza Vadisi’nde konaklayıp yerel kültürle iç içe yaşamak
- K2 Basecamp yürüyüşü
- Ghizer’de göller arasında kamp
- Dağ köylerinde Türk olduğun için kahveye davet edilmek (kaçınılmaz! )
2. Chiang Mai, Tayland 🇹🇭
Günlük ortalama bütçe: 20–30 dolar
Gitmek için en iyi dönem: Kasım – Ocak
Tayland denince herkesin aklına Phuket, full moon partileri, neon ışıklar gelir. Ama ben sana bambaşka bir Tayland’dan bahsedeceğim: kuzeydeki Chiang Mai. Burası Bangkok’un karmaşasından, güneyin turistik kalabalığından kaçıp nefes alabileceğin bir yer.
Chiang Mai’de her şey dingin. Sabahları tapınakların önünden geçerken keşişlerin sessiz adımlarını duyuyorsun. Kahvaltıda 1, 5 dolara pad krapow yiyorsun. Sonra bir scooter kiralayıp dağ köylerine çıkıyorsun, yol boyunca orkideler, kahve tarlaları, bambu evler… Ve en güzeli, şehirdeki her şey dijital göçebe dostu: 20 Mbps internet, 3 dolarlık kahve, sıcak insanlar.
Bir gün yerel bir pazarda yaşlı bir teyze. O anda fark ettim; Chiang Mai’de hiçbir şey aceleye gelmiyor, herkes hayatı sindirerek yaşıyor.
Öne Çıkanlar:
- Tay mutfağını öğrenebileceğin bir yemek kursu (fiyat: ortalama 30 dolar)
- Etik fil koruma merkezini ziyaret etmek (asla binmeden! )
- Tapınak turu: Wat Phra That Doi Suthep manzarası efsane
3. Siem Reap, Kamboçya 🇰🇭
Günlük ortalama bütçe: 20–40 dolar
Gitmek için en iyi dönem: Kasım – Şubat
Eğer içinde biraz Lara Croft ruhu varsa, Siem Reap seni çağırıyor. Burası meşhur Angkor Wat tapınağının memleketi — ama sadece o değil, ormanın arasında kaybolmuş onlarca eski tapınak daha var. Bisiklet kiralayıp sabahın 5’inde yola çıkıyorsun, sisin arasından yükselen taş kuleleri izliyorsun… O an, geçmişle bugün birbirine karışıyor.
Ben 3 günlük bilet almıştım (62 dolar), üçüncü gün tapınaklar birbirine karıştı ama hissi unutamadım. Ormanda yürürken maymunlar geçiyor, uzaktan rahiplerin ilahileri duyuluyor. Bir de Kamboçyalı çocuklar var, “Mister, one dollar! ” diyerek gülümsüyorlar, ama o gülüşte bir sıcaklık var.
Öne Çıkanlar:
- Angkor Wat’ta gün doğumunu izlemek
- Kamboçya mutfağından amok pişirmeyi öğrenmek
- Kampong Phluk yüzen köyünü ziyaret etmek
4. Özbekistan 🇺🇿
Günlük ortalama bütçe: 20–40 dolar
Gitmek için en iyi dönem: Nisan – Haziran / Ekim – Kasım
Bir dönem ipek yolunun kalbinde olan Özbekistan, son birkaç yılda gezginlerin radarına yeni yeni girdi. Vize kolay, fiyatlar uygun, ve kültür… bambaşka. Buhara’nın eski sokaklarında yürürken sanki tarihe dokunuyorsun. Her köşe başında bir onların deyimiyle samovar (tam olarak bizdeki semaver), her yüz ifadesinde yüzyıllık bir hikaye.
Ben Semerkant’ta Registan Meydanı’nda akşam gün batımını izledim. Gökyüzü mora dönüyor, mavi mozaikler parlıyor. Yanımdaki satıcı. “Türkiye” deyince yüzü aydınlandı: “Biz kardeşiz! ” dedi. Ve o anda fark ettim, Orta Asya’da Türk olmanın bambaşka bir karşılığı var. Seni sadece turist olarak değil, uzak bir akraba gibi görüyorlar.
Öne Çıkanlar:
- Semerkant’ın tarihî yapıları
- Buhara sokaklarında kaybolmak
- Toskent’te gece pazarında pilav yemek (yaklaşık 2 dolar! )
5. Endonezya (Batukaras, Batı Cava) 🇮🇩
Günlük ortalama bütçe: 30 dolar
Gitmek için en iyi dönem: Şubat – Ekim
“Bali’ye gitmeyen gezgin mi kaldı? ” diyebilirsin ama dur, hemen geçme. Evet, Bali biraz “mainstream” hale geldi ama Endonezya sadece Bali’den ibaret değil. 17. 000 adadan oluşan bu ülkenin her biri başka bir evren gibi. Benim favorim mi? Batı Cava’da küçük bir sahil kasabası: Batukaras.
Bali’nin 15 yıl önceki halini görmek istiyorsan, Batukaras tam orası. Bir ay kaldım burada. Güneş her sabah camdan içeri huzurla süzülüyor, sokaklarda motor sesleriyle karışık tütsü kokuları yükseliyor, deniz sabah 6’da bile surfçülerle dolu. Buradaki insanlar turist yorgunu değil, tam tersine seni gerçekten tanımak istiyor. Sokakta yürürken “Selamat pagi! ” diyorlar; bir kahve içmeye oturuyorsun, sahibi hemen yanına geliyor: “Dari mana? ” – “Türkiye! ” diyorsun, yüzü gülüyor: “Ah! Recep Tayyip Erdoğan! ” İçtenlikle söylüyorum, bu kadar sıcakkanlı bir topluluk zor bulunur.
Yemekler mi? “Off the chain” dedikleri cinsten. Warung’larda (küçük yerel lokantalarda) 2 dolara taze kızartılmış balık, hindistan cevizi sütünde pişmiş pirinç ve ev yapımı sambal yiyorsun. Ve gün batımı… O kadar güzel ki, o an sadece sessiz kalabiliyorsun.
Öne Çıkanlar:
- Her sabah dalgaların arasında surf yapmak
- Homestay konaklamalarda yerel halkla tanışmak
- Warung’larda her şeyi yemek – özellikle nasi goreng!
6. Vietnam 🇻🇳
Günlük ortalama bütçe: 30 dolar
Gitmek için en iyi dönem: Mart–Mayıs veya Eylül–Kasım
Vietnam… ilk gidişimde ne yalan söyleyeyim, tam ısınamadım. Ama sonra bir kez daha gittim ve dedim ki: “Bu ülke ikinci şansı fazlasıyla hak ediyor. ” Vietnam; taze yemeklerin, gülümseyen insanların, sabah sisinin içinden çıkan motosikletlerin ülkesi.
Cham Adası’nda bir hafta kaldım. Her akşam balıkçılar teknelerle dönerdi, denizden yeni çıkan karidesler, kalamarlar anında ızgaraya atılırdı. O kokuyu bir kez duyunca unutamıyorsun. Ülkenin her yerinde taze, hafif ve lezzetli yemekler var. Bir pho içiyorsun, sonra yanına banh mi alıyorsun, ve diyorsun ki: “Bu kadar basit şey nasıl bu kadar güzel olabilir? ”
Vietnam’ın enerjisi yüksek, tıpkı İstanbul gibi: kaotik ama büyüleyici. Motorla Hanoi sokaklarında dolaşmak, Halong Körfezi’nde gün batımını izlemek ya da Sapa’da yürüyüşe çıkmak… Hepsi seni biraz değiştiriyor, biraz sadeleştiriyor.
Öne Çıkanlar:
- Halong Körfezi’nde tekne turu
- Hanoi’de sokak lezzetleri turu
- Saigon’u motorla keşfetmek
7. Japonya (Tokyo, Osaka, Fukuoka) 🇯🇵
Günlük ortalama bütçe: 50–90 dolar
Gitmek için en iyi dönem: Bahar (Mart–Mayıs) ve Sonbahar (Eylül–Kasım)
Japonya şu anda kelimenin tam anlamıyla “uçuşta”. Kur farkı gezginler için hiç olmadığı kadar avantajlı ve ülke, disipliniyle, kültürüyle, teknolojisiyle başlı başına bir başka evren.
Tokyo’da metroya biniyorsun, herkes sessiz. Kimse birbirine çarpmıyor, kimse bağırmıyor. Sonra bir sokak yukarı çıkıyorsun: neon ışıklar, oyun salonları, ramen kokusu, karaoke çığlıkları. Bu kadar zıt şeyi bu kadar uyumlu yaşatabilen başka bir yer yok. Osaka daha rahat, sokak yemekleriyle dolu. Fukuoka ise Japonya’nın “yerel ruhu”nu koruyan şehri. Ve ülkenin en güzel yanı, ne kadar modern olursa olsun doğaya olan saygısı hiç azalmıyor.
Bir gün Nara’da geyiklerle yürüdüm, bir gün Fuji Dağı’nın eteklerinde sessizliğe daldım. Japonya’da insan gerçekten kendini dinliyor.
Öne Çıkanlar:
- Tokyo’nun Akihabara bölgesinde oyun salonlarını keşfetmek
- Nikko Milli Parkı’nda yürüyüş yapmak
- Fuji Dağı’nı görmek
- Nara’da geyiklerle vakit geçirmek
- Okinawa sahillerinde yüzmek
8. Gürcistan 🇬🇪
Günlük ortalama bütçe: 25–40 dolar
Gitmek için en iyi dönem: Mayıs – Eylül
Yeni Zelanda’yı atlayıp gerçekçi bir öneri verelim: Gürcistan! Türkiye’ye sadece bir otobüs mesafesinde ama bambaşka bir dünya. Yeşil dağlar, taş evler, ev yapımı şaraplar ve insanın içini ısıtan bir samimiyet var burada. Batı Karadeniz’in doğayla karışmış hali gibi – hatta kimi yerleri birebir benziyor.
Tiflis’te sülfür banyosuna giriyorsun, sonra Rustaveli Caddesi’nde bir kadeh Saperavi içiyorsun. Ertesi gün Kazbegi’ye gidiyorsun, dağların arasındaki o meşhur kiliseye tırmanıyorsun. Her adımda nefesin kesiliyor ama manzara buna değiyor. Ve tabii mutfak… Khachapuri, adjaruli, khinkali… Bizim pidemizle mantımızın birleşimi gibi! Gürcüler Türkleri çok seviyor; sınırda “komşu” diye gülümseyerek karşılıyorlar.
Öne Çıkanlar:
- Tiflis’te sülfür banyosu deneyimi
- Kazbegi ve Gudauri’de doğa yürüyüşü
- Batum sahilinde gün batımı
- Khachapuri ve Gürcü şarabı
9. İspanya 🇪🇸
Günlük ortalama bütçe: 40–70 dolar
Gitmek için en iyi dönem: Nisan – Haziran ve Eylül – Ekim
İspanya, bana göre Avrupa’da bize en çok benzeyen ülke. Kültür, yemek, enerji… Hepsi Akdeniz damarında akıyor. İnsanlar sıcakkanlı, yemekler bol zeytinyağlı, gece hayatı bizdeki gibi sabah 3’te başlıyor. Ve hepsi bir arada: deniz, dağ, şehir, sanat, müzik!
Barselona’da Gaudi’nin eserlerinin önünde saatlerce yürüyorsun, sonra tapas barına girip 1 euroluk bir tabakla şenleniyorsun. Endülüs’te ise tarih bambaşka: Alhambra Sarayı, Sevilla’nın dar sokakları, flamenko müziği… Her an bir filme düşmüşsün gibi.
Öne Çıkanlar:
- Sagrada Familia’yı görmek
- Alhambra ve Alcázar’ı keşfetmek
- Malaga ve Mallorca sahillerinde denize girmek
- Tapas barlarında lokal insanlarla sohbet etmek
10. Türkiye (Rize & Mardin) 🇹🇷
Günlük ortalama bütçe: 30–60 dolar
Gitmek için en iyi dönem: Nisan – Haziran / Eylül – Kasım
Ve geldik evimize. Dünyayı gezdim ama bazen en derin yolculuk insanın kendi ülkesine yaptığı oluyor. Türkiye, kültürel çeşitliliği, doğası, tarihi ve insanıyla hâlâ dünyanın en ilginç coğrafyalarından biri.
Rize’de sisin içinden çıkan yaylalar, Mardin’de taş duvarların arasına sinmiş tarih… Bir gün Kaçkar Dağları’nda yağmurun altında yürüyorsun, ertesi gün Dara Harabeleri’nde geçmişi dinliyorsun. İstanbul’dan Kapadokya’ya, Fethiye’den Kars’a kadar bu ülke tam bir gezgin cenneti.
Öne Çıkanlar:
- Kapadokya’da balon turu
- Pamukkale travertenlerini görmek
- Fethiye’de yamaç paraşütü yapmak
- Rize yaylalarında kamp
- Mardin sokaklarında taş evlerin gölgesinde yürümek
Sonuç
Dünya çok büyük ama bir sırt çantası, bir bilet ve biraz cesaretle küçülüyor. 2025’te gitmen gereken yer, aslında seni en çok çağıran yer. Bazen o çağrı uzak bir adadan, bazen de kendi ülkenin doğusundan gelir. Yeter ki yola çık.