Makassar'da Beklenmedik Bir Düğün Daveti
Makassar sahilinde, günbatımını izlediğim sırada yanıma oturan yaşlı adamla sohbetimiz, hayatımın en beklenmedik deneyimlerinden birine dönüşecekti. Made Bapa, torununun ertesi gün yapılacak düğününe beni davet ettiğinde önce şaşırdım, sonra içimde tarifi zor bir heyecan duygusu yükseldi.
Ertesi sabah köye vardığımda, rengârenk kumaşlarla süslenmiş evlerin arasında, geleneksel kıyafetler içinde koşuşturan insanlarla karşılaştım. Kadınlar saatlerce süren saç örgüsü ritüelini gerçekleştirirken, erkekler bahçede dev bir bambu evi kuruyordu. Beni görür görmez 'Selamat datang!' (Hoş geldin) diyerek içeri davet ettiler.
Gelin, geleneksel Bugis kıyafeti olan sarı-kırmızı songket içinde bir prenses gibiydi. Saçlarındaki altın tokalar güneşte parlıyor, yüzündeki doğal zerdeçal maskesi ona mistik bir hava katıyordu. Bana gülümsediğinde, sanki yüzyıllardır bu anı bekliyormuş gibi içten bir ifade vardı yüzünde.
Öğle vakti, gamelan müziği eşliğinde başlayan törenin her anı benim için bir keşifti. Pirinç taneleriyle kutsama, tütsü dumanları arasında yapılan dualar ve sonrasında dev bir sofrada paylaşılan geleneksel yemekler... Yabancı olmama rağmen aileden biri gibi hissettirmeleri, Endonezya'nın o meşhur konukseverliğinin ta kendisiydi.
Akşam olduğunda, Pak Bapa'nın yanına oturup lokal çayı içerken, bazen en güzel anların planlamadığın zamanlarda karşına çıktığını düşündüm. Bir günbatımı sohbeti, beni Endonezya'nın en samimi yüzüyle tanıştırmıştı.